TR | EN
Kültür ve Tüketim-2 11.10.2003

Kültür ve Tüketim-2 11.10.2003

Yabancı değil, Frank de Boer
 
Kim yabancı, kim değil? Hagi mi daha Türk Alpay mı? Avam tanımı nerede başlıyor? Popüler olmak mutlaka kötü mü? Asmalı Konak nerede duruyor? Kültürü korumak milliyetçilikle aynı şey mi?... Kültür konusuna değişik açılardan bakmak mümkün. Örneğin ilk akla gelen yerli-yabancı ayrımı. İkinci olarak popüler-elit bakış açısı olabilir. Buna bir de ideolojik ayırım, klasik sağ-sol duruş eklenebilir. Doğal olarak, her taraftan baktığınızda faklı şeyler görebiliyorsunuz.
 
Dizinin kalın bölümlerinde kültür-tüketim ilişkisiyle, alışkanlıklar ve işin ticari boyutunu inceleyeceğiz. Ancak ondan önce teorik birşeyler yazma ihtiyacı duyuyorum. Böyle derin bir konuda teorik saptamalar yapacak donanımda olmadığımı burada peşinen kabul etmem gerek. Neyse ki Murat Belge’nin Milliyet Popüler Kültür ekinde yaptığı dizi imdadıma yetişti. Bu bölümü kendisinden alıntılar yaparak başımdan savacağım.
 
Üstat bu dizide öncelikle popüler kültürün tanımını yapıyor: (Direkt alıntı yapıyorum)
Soru şu: "1860 yılında İngiltere`de en iyi romancı olarak eleştirmenlerin ve herkesin adını söyleyeceği yazar kim?" Bunun cevabı, belki yüzde yüz oranla, Charles Dickens olurdu. Peki bunun üstüne bir soru daha: "1860`ta İngiltere`de kitapları en çok satılan romancı kimdir?" Cevap gene Charles Dickens.
Bugün böyle bir şey mümkün olmaktan- aşağı yukarı, diyelim-çıkmıştır. `Aşağı yukarı` diyelim çünkü, örneğin Orhan Pamuk gibi bir örneği biz kendi gözümüzle görüyoruz. Ama Türkiye tekinsiz bir ülkedir; Orhan Pamuk da kural dışı bir yazar. Onlara bakıp genelleme yapmaya gelmez. Normal olarak bu iki özellik bir araya gelmiyor ve `popüler kültür` denen şey de bu zaten. 

Sonra da kökenini açıklıyor:
Sanayi Devrimi `ulus`u, `ulus-devlet`i, `ulusal pazar`ı, `ulusal dil`i, getirdi. Hayatın ağırlığı tarımsal kırlardan sınai kentlere aktı. `Popüler kültür` dediğimiz şey bu gelişmenin sonucudur. Önce ne olduğuna değil, ne olmadığına bakalım: adı üstünde, `seçkin` değil; tanımı gereği, `kırsal` (folklorik) değil. Yani, tarımsal toplumda var olan (orada yalnız bunlar var olabilirdi) kültür çeşitlerinin hiçbiriyle ilgisi yok.
.....
Okuması yazması da olmayan yığınlar, kapitalizm yerine oturdukça, böyle şeyleri öğrendiler. Çünkü sanayi sistemi herkesi ortak bir iletişimde birleştirmek için herkesi bilgilendirmek zorundadır. Tarımsal toplumda yalnız seçkinlerin elinde olan `öğrenme araçları`, en başta her şeyin bitmesi demek olan alfabe, sanayi toplumunun kurduğu eğitim sistemiyle, kitlelere devredildi. Kitleler, nihayet sahip oldukları bu şifrelerle, eski seçkin kültürün, o zamana kadar onlardan saklanmış ve esirgenmiş hazinelerine mi daldılar? Hayır. Öyle bir merakları yoktu; aldıkları eğitim de onlarda böyle bir merak yaratmıyordu. "Seçkin" kültüre doğru koşmadılar. İşte, bugün "popüler kültür" dediğimiz kültürü oluşturmaya başladılar.

Ve popüler kültüre (klasik sağ-sol) ideolojik bakışlar...
`Kültür` kavramı bir zamanlar milliyetçiliğin müstahkem mevkiiydi. Bizde Ziya Gökalp, Hars ve Medeniyet ayrımı yapıyor, medeniyet uluslararası olsa da, kültürün yerli ve milli olması gerektiğini savunuyordu. Onun bu düşüncesinin temelinde özel olarak Herder ve genel olarak Alman yaklaşımları yatıyordu. Bir başka Alman, tarihçi Mommsen de, "Medeniyetin kültürümüzü yok etmesine izin vermemeliyiz" demişti. Bunu da, herhangi bir `Türk düşünürü` söyleyebilirdi.
Oysa şimdi `popüler kültür`, tam da bu tip `düşünürler`in korktuğu silah olarak, medeniyetten öte, dünyanın her yerinde üstümüze üstümüze geliyor. Geç on dokuzuncu yüzyıl milliyetçiliğinin bu müstahkem mevkiinin ne kadar `su geçirir` bir yapı olduğunu da gösteriyor gidişat. `Popüler` sıfatını takındığından bu yana `kültür` artık milli değerlerin değil, milli ayrımları törpüleyen uluslararası standardizasyon dinamiklerinin hizmetine girdi. Bu anlamda yeni tip bir uluslararasılaşmanın temelini oluşturuyor.
En çok da bu özelliğiyle endişe uyandırıyor belki. Endişe duyanların bir kısmı, `sağ` kimlikleriyle, `milliyetçi` diyeceğimiz insanlar. Onların böyle bir endişe duymasını herhalde tamamen normal karşılamalıyız (gene de, bir soru işareti koymakta yarar var).
Ama, uluslararası olmayı en büyük erdem sayan solun birçok kesimi de bu gidişten mutlu değil, çünkü bu kültür sonuçta kapitalizmin kültürü. Sosyalizmin kültürü olmadığı gibi, sosyalistlerin hayal ettiği `iyi` kültüre de yabancı ve aynı zamanda düşman. (Bu noktada, `popüler kültür` üstüne bu söylediklerimin pekala `globalizasyon` kavramı üstüne de söylenebileceğini fark ediyorum.)

Peki popüler kültür bu kadar kötü mü?
`Hayatın niteliği`...Leavis gibi biri, popüler kültüre karşı `seçkin kültür`ü koruyalım, demedi. "Hayatın niteliğini koruyalım" dedi. Arada böyle derin ve böyle uzlaşmaz bir ayrım var mı? Kendi hesabıma bu kadar karamsar değilim. Hayatın niteliğinin ağır bir saldırı altında olduğunu kabul etmemekten, adının önüne `popüler` ya da `kitle` (mass) diyelim, bu kültür hakkında yapılan uyarıların yersiz olduğuna inanmaktan gelen bir iyimserlik değil benimki. Sorun yok, demiyorum - ama ne zaman sorun yoktu? `Popüler kültür`, son analizde, neredeyse `hayat` kadar geniş bir kavram. Dolayısıyla hayat kadar karmaşık, bitimsiz. Böyle bir şey karşısında ne karamsar olunur, ne iyimser. Bugün, `atmosfer` gibi, onun içindeyiz ve onunla birlikte varolacağız, `hayatın niteliği`ni onun içinden çekip çıkaracağız.
 
İyi ki varsın Murat Belge. Bu konu daha güzel nasıl açıklanabilir? Benim böyle şeyler yazmam mümkün değildi ve bu bölümü alıntılarla geçiştirdim ama yukarıdakilere bir katkı niteliğinde, ne anladığıma dair bir-iki tablo hazırlamaktan da kendimi alamadım.
 
Benim basit pazarlamacı yaklaşımım global markalara da, yerli dizilere de hamburgere de önyargılardan uzak yaklaşmak, işin aslını anlamaya çalışmak şeklinde. Çağdaş pazarlamanın özünde hedef kitlenin değer ve ihtiyaçlarına karşı duyulan “genuine respect” vardır. Saygı duymadığınız birisine sürekli olarak mal satamazsınız.
 
Haftaya kola-ayran ikilemiyle bizim mevzulara giriyoruz.
 
  
Kültürel duruşlar-1
 
Yerel
Global
 
Entel
Tiki
Elit
Arabesk
Pop
Popüler
 
 
Kültürel duruşlar-2
 
Sol
Sağ
 
Dünya vatandaşı
Milliyetçi
Elit
Lümpen
Azgın kapitalist
Popüler