TR | EN
Yurt İçi Kargo 28.09.2003

Yurt İçi Kargo 28.09.2003

Reklam Arası-2
(Yazdan kalanlar)
 
Kişisel Değerlendirme
Yurt İçi Kargo
1......10
Vurucu
8
Tek fikir üzerine kurulu
9
Hedef izleyiciye uyar
9
Ürün filmin kahramanı
7
Zevkle izlenir
      8
Markayı güçlendirir
9
 
 
 
 
 
 

 
 
Yurt İçi Kargo ve Aras Kargo reklamlarındaki benzerlik yaz aylarının çok tartışılan konularındandı. Çoğu kişi gibi ben de bir “paralel düşünme” örneği olduğu inancındayım çünkü birinin öbürünün yaptığını bilip de taklit etmesi ciddi bir hata olurdu ve iki ajansı da tanıdığımdan bunu aklıma bile getirmedim. Tartışmaların ana ekseninin reklamlardaki benzerlik olması işlere yine sanatçı penceresinden bakmaya devam ettiğimizin göstergesi. Bu anlayış camiayı bir virüs gibi sarmış durumda. Bence tartışmada şunlar öne çıkmalıydı:
 
1.      Sektörümüz kalıcı olma ihtimali yüksek iki yeni reklamveren kazanmıştır.
2.      Bu ülkede gıda-temizlik-banka-telefon alanları dışında de reklam verilebileceği, verilmesi gerektiği konusunda iyi bir örnek oluşturmuştur.
3.      Ağırlıkla kurumların yararlandığı kargo hizmetlerinden bireylerin de yararlanabileceğini anlatarak pazar geliştirme anlamında çarpıcı bir stratejik yaklaşım ortaya konmuştur.

4.      Yurt İçi kargo reklamı yapım kalitesi açısından öne çıkarken, Aras Kargo reklamının “önem taşır” sloganıyla somutlaşan sağlam bir metin üzerine oturduğu söylenebilir.

 
Yaz aylarında otel-tatil köyü reklamları arttı. Bu da reklam sektörünün gelişimi adına bir başka iyi haber. Turistik markalar, bütçe sıkıntısı nedeniyle olsa gerek daha çok advertorial türü çalışmaları tercih ediyorlar. Aslında sektöre uzak olma, reklam ajanslarından korkma gibi nedenleri de olabilir. Fasoncu tekstilcilerimizden sonra “herşeydahilci” turizmcilerimiz de marka olmaya uyanıyor. WOW bu yaz televizyonlarda çok göründü. Bir de ETS Shop’un birbirinin aynı görüntüler ve metinlerle art arda tanıttığı “tesisler” var. Maalesef bu seviyede bir iletişimle buralar markalaşamaz, tesis olarak kalır. Amatör kamerayla çekilmiş izlenimi veren görüntüler ve birbirini tekrar eden ilkokul müsameresi seviyesindeki metinlerle ilgi çekemezsiniz. Farklılaşmak ve işin içine biraz yaratıcılık, ilginçlik katarak bunu anlatmak gerek. Bu yıl bir başlangıç oldu. Seneye de bu tür konular üzerine kafa yormaya başlasalar iyi olur.
 
İmar Bankası’nda toplanan para herkesi hayrete düşürdü. Olayın adli-ahlaki boyutu tartışılır ve paranın nasıl ödeneceği konuşulurken bu kadar mevduatı toplayan pazarlama sırrı gözden kaçıyor. Vakadaki tüm kötülüklere rağmen, salt markalaşma açısından baktığımızda İmar Bankası ülkenin en iyi konumlandırılmış bankasıydı. Dövize her zaman en yüksek faizi vermiyordu ama (yapım kalitesi kötü ancak istikrarlı) reklamlar sayesinde yaratılan algı o yöndeydi. Genç Parti hakkında da çok yazdık-çizdik. Neden pazarlama iletişiminin nimetlerinden “iyi”ler de yararlanmaz ki?
 
İki Yeni Kitap:
Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar mı? adlı kitabım marka konusunda bir kıvılcım çakmak için tasarlanmıştı ve sadece pazarlama / iletişim profesyonellerini değil daha geniş bir kitleyi hedefliyordu. Kolay okunan, bol yerel örnekli bir giriş kitabıydı. Sonuçta her şey tam da hedeflediğimiz gibi oldu. Bir yıldan kısa sürede beş baskı yaptık ve bir çok şirkette, ajansta “el kitabı” muamelesi gördü.
 
Benim akademik iddiası olmayan kitabımın ardından daha derinlikli ve bilimsel yapıtlar gelmeliydi ve geldi de. Önce Anadolu Üniversitesi’nden Doçent Ferruh Uztuğ’un “Markan Kadar Konuş” başlıklı kitabı çıktı. Marka teorisinde derinleşmek isteyen profesyoneller ve akademisyenler için iyi bir başvuru kitabı olarak raflardaki yerini aldı.
 

 

Geçenlerde de Nükhet Vardar’ın vaka kitabı geçti elime. “Biraz Cesaret! Krizde Başarılı 10 Markanın Öyküsü” adlı kitap Reklamcılık Vakfı tarafından yayınlanmış. Dove, Alo, Gima, Petrol Ofisi gibi yerli-yabancı on markanın kriz dönemindeki stratejileri, uygulamaları görsel malzemeler ve rakamlarla destekli olarak anlatılıyor, vakalar derinlemesine irdeleniyor. Bu kitabı okumayan bir iletişimci adayını ne okuldan mezun etmeli, ne de işe almalı!