TR | EN
Bonus 26.01.2003

Bonus 26.01.2003

İşbirliği Kültürü

 

Kişisel Değerlendirme Bonus

1......10

Vurucu

9

Tek fikir üzerine kurulu

8

Hedef izleyiciye uyar

6

Ürün filmin kahramanı

7

Zevkle izlenir

      8

Markayı güçlendirir

9

 

Bonus Ağa reklamındaki sıra dışılığı ve espri anlayışını beğenen kadar beğenmeyen de vardır kuşkusuz. Ancak, pazarlama stratejilerinin tartışıldığı bu köşede kişisel beğeni yan kutudaki bir satır kadar önemli. Parayı veren, çok merak ediyorsa bir araştırma yapıp beğeni oranını ölçebilir. Admetera girmesi de yeterli bulunabilir ki aslında o listeyi oldukça tutarlı bulduğumu belirtmeliyim. Bu reklamı stratejik açıdan öncekilerden ayıran ise uzunca bir süredir Bonusun kendisi için yaptığı ilk reklam olması. Emin değilim ama galiba lansman kampanyasından sonraki tüm Bonus reklamlarında bir merchant adı geçiyordu. Bildiğiniz gibi merchant bizde alışveriş kartlarının işbirliği yaptığı (geçerli olduğu) mağazalar anlamında kullanılıyor. Daha uygun bir Türkçe kelime bulunabilmiş değil. Esnaf veya tüccar tam karşılamıyor, perakendeci de kelimeye farklı bir anlam yükleyebiliyor. Dolayısıyla bu geniş kapsamlı İngilizce sözcük dilimize spesifik bir anlam yüklenerek girmiş durumda.

Bildiğiniz gibi güçlü bir alışveriş kartı markası olmak için merchant sayısı, niteliği ve bağlılığı önemli. Kartların özellikleri birbirine benzedikçe nerelerde geçtiği önem kazanıyor. O yüzden hepsi merchantını hoş tutmak için her yolu deniyor. Kampanyalar, ortak reklamlar, toplu aktiviteler filan derken, Bonus örneğinde olduğu gibi kendilerini anlatmayı unutabiliyorlar. Tabii Bonusun ünlüleri kullanarak yaptığı işlerde çıta öyle yükseldi ki kendi reklamında sınırları zorlaması şart oldu. Bu bağlamda son dönemin gözde dizilerindeki modern ağalara ve onların gerçek ötesi dünyasına girmek ve artık marka kimliğinin taşıyıcı unsuru (driver) olan peruk etrafında yapılan kurgulama bence başarılı.

Aslına bakarsanız Bonus marka kimliği hakkında daha önce de yazmıştım ve bugün farklı bir konuya değinmek istiyorum. Bir süre önce Bonus kartların Denizbank şubelerinde de satılacağını öğrendiğimde bu işbirliği çok ilgimi çekmişti ve o gün bu gündür bir bahane bulup bu ortak çabadan bahsetmek istiyordum. Bonus Ağa reklamı vesile oldu. Hep söylediğim gibi, bizim ülkede işbirliği kültürü fazla gelişmemiştir. Lafa gelince dayanışmacı bir toplum olarak biliniriz ancak, ortak çıkarlara yönelik birlikte hareket etmekten çok, düşene destek olma şeklinde yardımcı bir toplumsal tavırdır bu. Toplumdaki bu yaklaşım iş dünyasına da  yansır. Patronlarımız az olsun benim olsun mantığıyla hareket ederler. Yöneticilerimiz de cesaret eksikliğinden ve sağlam sözleşme yapma becerisine sahip olmadıklarından, toplumsal bir sorun olarak da hukukun (sözleşmenin) değersizliğinden ve yavaş işlemesinden dolayı herkes kendi yoluna gider.

Kimin kimle anlaşma yapacağı beni ilgilendirmiyor haliyle ama bazı durumlarda bu tür herkes yoluna anlayışı ülke kaynaklarının heba olması sonucunu doğuruyor. Örneğin tüm GSM operatörlerinin kendi altyapısını kurması, tüm şifreli TV kanallarının kendi cihazını satması ve tüm bankaların her noktaya kendi POS cihazlarını yerleştirip ülkeyi POS çöplüğüne döndürmeleri... Salt tesis yatırımı değil, bir inat uğruna herkesin kendi markasını oluşturmak için yatırım yapması da bir nevi kaynak israfı değil mi?

İşte bu konuda bir ilk olan Bonus-Denizbank işbirliği ülkede bazı şeylerin değişmeye başladığının simgesi olarak övgüyü hak ediyor. Denizbank küçük-orta bankalar arasında ve ölçek itibariyle kendi kart markasının devlerle rekabet etmesi olanaksız. Yapmasına yapar da karşılığını alması (ROI) çok vakit alır. Bonus da bir yere gelmiş ve bu saatten sonra kendi imkanlarıyla büyük sıçramalar yapamaz. O zaman bu işbirliği her iki tarafın da yararına gibi görünüyor. Çalışır mı bilemiyorum ama yaklaşım çok umut verici. Darısı diğer bankaların başına. Bir de anlaşıp şu POS çöplüğünü temizleseler.