TR | EN
Vatan 22.09.2002

Vatan 22.09.2002

Neden Vatan?

 

Kişisel Değerlendirme Vatan

1......10

Vurucu

5

Tek fikir üzerine kurulu

7

Hedef izleyiciye uyar

5

Ürün filmin kahramanı

6

Zevkle izlenir

     3

Markayı güçlendirir

4

 

 

Okuma alışkanlığı olmayan yurdumda gereğinden fazla sayıda gazete olduğu (arz fazlası) hep söylenir. Üreticilerin yıllardır pazarı promosyonla şişirmeleri de bundandır. Geçenlerde bu görüşü doğrulayan bir de istatistik gördüm: Kişi başına düşen gazete sayısında dünyanın zengin ülkeleri ortalamasının üzerindeyiz, ancak gazete başına satış ve reklam geliri açısından çok gerideyiz. Ünlü yazar maaşlarında ve baskı maliyetlerinde ise geri olduğumuzu zannetmiyorum. Yani satış ve reklam gelirleri düşük, maliyetler aynı veya yüksek. Bu da bizi bilinen gerçeğe götürüyor ki Türkiye'de gazetecilik ticari olarak karlı değil. Ancak yine de cazip bir iş çünkü sağladığı başka avantajlar var.

Bu kalabalık ortamda Vatan gazetesinin çıkışını "bir sen eksiktin" diye karşıladım doğal olarak. Öte yandan, yazarlarının patron olduğu "bağsız" gazetenin mali açıdan fazla şansı olmasa da  basında yeni ve bağımsız bir ses fikri de ilginç geldi. Bir de seksenlerde Türkiye`de yükselen değerlerin rüzgarını iyi yakalayan Sabah`ın başarısında önemli rolü olan Zafer Mutlu`nun torbadan yeni şeyler çıkarabileceği ihtimalini de göz ardı etmedim. Ayrıca kendisinin yeni gazeteyi tanıtırken "Sabah`ta yapamadıklarımızı yapacağız" demiş olması da bir beklenti yarattı şüphesiz. Acaba dedim, Türkiye`nin yeni yükselen (veya yükselmesi gereken) değerlerini sahiplenip farklı bir şey mi yapacaklar? Alışılmadık sesler mi çıkaracaklar?

İlk TV reklamları da bu umudu yeşertir nitelikteydi ve yeni Türkiye için yeni bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyordu. Ve Vatan çıktı. İlk gün alamadım ama sonrasında bir kaç kez alıp inceledim. Sonuç; yeni hiç bir şey bulamadım. Sayfaları incelerken hep şunu sordum: Bunların hangilerini Sabah`ta yapamazlardı? Nerede yeni Türkiye`nin yükselen değerleri? Nedir markayı diğerlerinden farklı kılan unsurlar? Gerçek fiyatından satmaya başladıklarında bu okurun ne kadarı kalacak? Gazetenin hedef kitlesini de anlayamadım bir türlü. Herhalde önce spontan olarak kim alıyor diye bakılacak, sonra ona göre içerik ve marka kimliği netleştirilecek.

Bu arada ben gazeteler üzerine yazdıkça, ürün geliştirmede bir alaturka (Türk usulü  anlamında) Genel Yayın Yönetmeni tavrı keşfediyorum. Bu yaklaşım, çok uluslu firmalarda alıştığımız gibi baştan stratejik bir ürün tasarımı ve pazarlama planı yapmak yerine deneye yanıla bir yerlere ulaşmak şeklinde özetlenebilir. Örneğin Radikal uzun süre ne kadar sol ve nasıl bir sol diye bocaladıktan sonra şansına Yeni Yüzyıl battı da oradan gelen kemik okuyucuyla bir yerlere oturdu. Milliyet'de aynı şekilde son dönemde yaz boz tahtasına döndü. Neden bilimsel yöntemlerle pazardaki boşluklar tespit edilip ona uygun ürün tasarlanmaz da ezbere gidilir anlayabilmiş değilim.

    En Güzelini Onlar bilir heralde.

Vatan Gazetesi'nin son reklamlarında bir gün herkes Vatan okuru olacak deniyor. Bu da Fenerbahçe'den apartma ve ikna edici olmayan bir slogan. Reklamlara iletişimci eli değmediği şeklinde bir izlenim edindim. Zafer Mutlu oturup senaryo yazmış gibi. Tamam bütçe yok belli ama bu işler de o kadar basit değil. Vatan logosu yanındaki güneşe bakan çocuklar görseli de çok kullanılmış basit bir clip art. Her şey çok şişirme olmuş çook.

Bu eleştiriyi grup gazetemiz olan Sabah'a yakınlığım nedeniyle yazdığım zannedilmesin. Birincisi böyle şeyler yapmam. İkincisi, bizim grupta dayanışma düşündüğünüz gibi değil. Örneğin kitabım çıktığında ayıp olmasın diye ilk olarak Sabah yazarlarına gönderdim. Tıs yok. Ardından Hürriyet ve Milliyet'te çarşaf çarşaf alıntılar, tanıtımlar yapıldı ama bizim grup (!)  gazetesinde tek satır çıkmadı.