TR | EN
Bonus-2 01.09.2002

Bonus-2 01.09.2002

 Y&R Klasikleri

 

Kişisel Değerlendirme Bonus card

1......10

Vurucu

8

Tek fikir üzerine kurulu

7

Hedef izleyiciye uyar

8

Ürün filmin kahramanı

6

Zevkle izlenir

      7

Markayı güçlendirir

8

 

 

Kişisel Değerlendirme Garanti maske

1......10

Vurucu

9

Tek fikir üzerine kurulu

9

Hedef izleyiciye uyar

8

Ürün filmin kahramanı

7

Zevkle izlenir

     8

Markayı güçlendirir

8

 

Bu topraklardan dünya markası çıkar mı? başlıklı kitabıma bir reklam ajansının sponsor olması fikrini başlangıçta reddetmiştim. Reklam üzerine yazan biri olarak reklam ajansı bağlantısı kulağa hoş gelmiyordu. Ancak sonrasında, diğer adaylarla olan görüşmeler uzayınca bu fikirden dönüş yaptım ve sponsorum Y&R Reklamevi oldu. Kapalı kapılar ardında konuşulanları bilmem ama ben bundan dolayı direkt tepki veya eleştiri almadım. Hatta bazı reklam ajansları, künyede başka bir ajansın adı geçtiği halde kitabımdan topluca alıp müşterilerine hediye etti.

Bu köşedeki yazılarda da Y&R işlerinden genelde övgüyle söz ettikçe kendi kendime tarafsızlık sorgulamasını daha sık yapsam da sonuç değişmedi. Evet yıllarca müşterileriydim ve orada iyi arkadaşlarım var. Profesyonel hayatı bıraktıktan sonra da ilişki ve işbirliğimiz sürdü. Ancak tüm bu dostlukların filan ötesinde, bütün bu övgüleri gerçekten hak etmiyorlar mı? Sektörden kimle konuşsam yapılan işlerin hakkını veriyor. Geçen hafta Admeter sıralamasında ilk üçü alarak bir ilke de imza attılar. Ben de dedim ki adım çıkacaksa Y&R ile çıksın ve bu yazıyı bir ajansa ayırdım. Bir de şu var. Benzer tedrisattan geçince, iletişim anlayışımız da benzeşti belki de. Farklı okullar olsa da ben bu tür reklamcılığa yakın duruyorum.

İşte Bonus Card. Markanın ticari başarısı ortada. Tesadüfen de olsa iletişimde öyle güzel bir damar yakalandı ki git gidebildiğin kadar. En son doğuştan Bonusçu espirisini ben çok beğendim. Ayrıca bu reklamla Bonus, çıkışına yataklık eden YKM'ye de teşekkür ediyor.  
Aslında maskeli Garanti reklamı çıkana kadar planım, sadece Bonus filmini değerlendiren bir yazı kaleme almaktı. Başlığı da Bir Y&R klasiği olacaktı. İyi taraflarını övdükten sonra, tırnak içine alınan klasik lafıyla da son dönemin gözde reklam anlayışını eleştirecektim. Bu akım, kabaca ülkede popüler olan ne varsa reklama koyup garantili (ama pahalı) yoldan ses getirmek şeklinde özetlenebilir. Ünlü sporculardan mankenlere, dizi oyuncularından şarkıcılara herkesi reklam starı yapıp iyi bir müzik ve bir kaç espiriyle işi bitirmek, alternatif yaratıcı kanalları kurcalamamak. Ve bu filmlerde yer almasa da, artık reklam işinin iyice b.unu çıkarıp eski hayranlarının gözünde değer kaybetmeye başlayan Mazhar Alanson'a da dokundurmayı ne zamandır düşünüyordum.

Tam o mealde bir yazı planlarken oniki dev adam maskelerinin Garanti şubelerinde dağıtıldığını duyuran reklamları gördüm. Y&R yine yapacağını yaptı ve kendilerine ayırdığım eleştiri alanını daralttı. Övmeyip de ne yapayım şimdi? İnsanları reklam izlemenin ötesinde işe katan, harekete geçiren nefis bir fikir bu. Daha turnuva başlamadan sokaklarda maskeli çocuklar görmeye başladım. İleriki turlarda ne olur acaba?  Çocukluğumda Garanti'nin dört yapraklı yonca bulana ödül verdiğini duymuştum. Otuz senedir her yoncalı ortama çıktığımda refleks olarak bir süre dört yapraklısını arar ve toplumu bu şekilde harekete geçiren ve iz bırakan işler neden yapılmaz diye de (en azından son senelerde) düşünürüm.

Evet Y&R Reklamevi şu sıralar üretkenliğinin doruğunda. Tabii ki müşteri portföyleri de bu tür ses getiren işler yapmaya müsait ama buraya kolay gelmediler. Diğer ajanslar buradan  gerekli dersleri çıkarmalılar. Başarının sırrı bence çekirdek kadroyu korumada. Serdar Erener dışında Uğurcan Ataoğlu, Arzu Ünal gibi adını burada sayamadığım bazı anahtar kişiler on yıldan fazladır bir aradalar. Yoksa mümkün mü tek adamın onca işin altından kalkması? Ayrıca marka takımları etrafında örgütlenmeye, Marka Değer Ölçer gibi pahalı araştırmaları finanse etmeye ve marka üzerine iç eğitimler gerçekleştirmeye başladıkları da galiba yedi-sekiz sene oldu. Bu da işlere yansıyor haliyle.