TR | EN
Digiturk 14.07.2002

Digiturk 14.07.2002

Dijital İletişim - 1

 

Kişisel Değerlendirme

Digiturk

1......10

Vurucu

7

Tek fikir üzerine kurulu

9

Hedef izleyiciye uyar

6

Ürün filmin kahramanı

7

Zevkle izlenir

     8

Markayı güçlendirir

9

 

Geçen ay, izleyemediğim Digiturk reklamlarını eleştirmiştim. Bu yazıdan bir süre sonra yeni reklamlar boy göstermeye başladı. Ben söyledim de yaptılar demek bir yazar için önemli bir tatmin kaynağı olmakla birlikte bunu iddia etmem saçma olur çünkü  aradaki süre çok kısa. Aynı şekilde, o yazıyı yeni reklamlar hazırlandığına dair bir insider bilgi ışığında da yazmadım ki böyle bir şey zaten bana uymaz . Olay tamamen tesadüf. Aslında duruma uyan laf; aklın yolu bir.

Eski işleri eleştirince yenisi hakkında da birşeyle söylemek bir nevi borç haline geliyor. Yeni Digiturk reklamı öncelikle bir reklam. Yani daha öncekiler gibi program tanıtımı formatında yapımlar değil. O yüzden diğerinden çok ileride ve yandaki kutudan anlaşılacağı üzere iyi de reklamlar. Sadece Digiturk ürünlerini ve avantajlarını tanıtmanın dışında evde yalnız veya ailece vakit geçirme konsepti üzerine kurulu. Kategoriyi büyüten, daha doğrusu bir yaşam şeklini teşvik eden ikincil hedefi de var ki bu da ayrıca üzerinde durulması gereken kültürel bir konu.

Reklamlar başlangıçta biraz karmaşık görünebilir. Ancak zaman ilerledikçe ve yeni versiyonlar girdikçe ne anlatılmak istendiği netleşecektir. Yine de doğru algılanıp algılanmadığını track eden araştırmalarda yarar görürüm. Düşünüyorum da, böyle olmayan bir şeyi anlatmak için bulunan reklam fikri aslında oldukça iyi. Evin her kapısının ayrı bir dünyaya açılması gelecekteki her türlü yeniliği taşıyabilecek düzgün bir platform. Platform deyince aklıma geldi; yeni slogan dünyayı evinize getirir de eskisinden çok daha başarılı. Ve son olarak ünlü kullanımı. İlk bakışta mantıklı. Bulunan kişi de uygun. Ama salt bu reklama ait değil, genelde Türk reklamcılığına ait bir soru soracağım; Acaba gereğinden fazla ünlü kullanmaya başlamadık mı? Son zamanların ses getiren reklamlarına baktığımızda çoğunda ünlü kullanıldığını veya çarpıcı şarkılara bel bağlandığını görüyoruz. Evet jingle ve celebrity tüm dünyada iletişimin araçlarındandır ama her kafaya aynı tıraşı yapmak da bir nevi yaratıcı tembellik anlamına gelmiyor mu?

Peki reklamlar iyi de piyasa gerçeği nasıl? Digiturk hakikaten talihsiz bir kuruluş. Çok iyi bir işe soyundular ama tam yatırımı tamamlayıp ürünü hazırladıklarında kriz patladı. Mecburen futbol seyircisine yönelip vasatın altında bir iletişim desteğiyle işi yürütmeye çalıştılar. Tam iletişim sorunlarını düzeltip markayı yeniden konumlandırırken ve memlekette de işler düzelmeye başlıyor derken bu sefer siyasi kriz ve Çukurova Grubu'nun mali sorunları geldi. Siyasi kriz çözüm yoluna girdi diyelim, ancak gruptaki sıkıntılar neyi ne kadar etkileyecek bilinmez. Piyasadan edindiğim istihbarat, cihaz stoklarının düşük olduğu, ancak aşırı bir talep gelmediğinden yeni abone taleplerinin karşılanabildiği şeklinde.

Digiturk'ün abone sayısını hızla büyütüp bu işin kurtarırı olan minimum bir milyon aboneyi aşması gerekiyor. Fakat sadece iyi reklamla buna ulaşamayacağını tahmin ediyorum çünkü abonelik pahalı. Bunun en önemli nedeni ise receiver maliyetini Digiturk'ün üstlenmesi. Peki bu işi ucuzlatmanın yolu yok mu? Ona gelecek hafta devam etmek istiyorum. Konu önemli.

 

Cem Uzan, hayatta gördüğüm en samimiyetsiz konuşmayla siyasete girdi. Benim il konserlerine iş ve iletişim mantığıyla bakıp, Star'daki arkadaşlarımdan ve bizim dergi grubundaki siyaset uzmanlarından edindiğim bilgilere ve Ali Taran'ın grup içindeki etkinliğine ve zekasına güvenerek yaptığım siyasete girmez tahmini de çuvalladı. Ancak hala, bu işe gündem saptırma ve anlayamadığım bazı politik güç dengeleri nedeniyle devam ettiklerini tahmin ediyor, siyasette başarı kazanacaklarını düşünecek kadar hayal alemi içinde olduklarına inanamıyorum.