TR | EN
Anadolu Hayat 25.11.2001

Anadolu Hayat 25.11.2001

Risksiz Sigorta 

  1. Kişisel Değerlendirme Anadolu Hayat 
  2. Vurucu 
  3. Tek fikir üzerine kurulu 
  4.  Hedef kitleye uyar 
  5. Ürün filmin kahramanı 
  6. Zevkle izlenir 
  7. Markayı güçlendirir

Anadolu Hayat herkesi sigortalı yapıyor. Genci, yaşlısı, engellisi. özürlüsü... Peki nasıl sigorta bu diye inceleyince, bir tür birikim enstrümanı olduğunu görüyorsunuz. Bilindiği gibi normal hayat sigortalarında belli bir süre prim yatırdıktan sonra toplu para veya düzenli maaş alabiliyorsunuz. Vefat ya da kaza durumlarında ise sigorta şirketi yüklü tazminatlar veriyor. O yüzden de ciddi sağlık sorunu olanlar, kaza riski taşıyanlar, küçükler ve yaşlılar poliçe alamıyorlar. Öte yandan, halkımızın yüksek getirili para biriktirme programlarına ilgisi yoğun ve araştırmalar bunun giderek artacağını gösteriyor.

İşte Anadolu Hayat, geliştirdiği Herkese Birikim Sigortası ile bir ayağı çukurda yaşlıları dahi sigortalıyor ama vefat-maluliyet teminatları vermiyor. Yani primleri yatırıyorsunuz, ancak arada ölürseniz menfaattar tazminat değil sadece birikmiş parayı alıyor. Biraz tazminat da olsun diyorsanız prim yükseliyor.

Sadece birikime yönelik bir poliçe, bir nevi emeklilik planı. Peki neden sigorta diye adlandırılıyor derseniz orası ilginç. Sigortacılıkta risk kavramını başınıza bir felaket gelmesi olarak algılarız. Halbuki teknik açıdan bakıldığında çok yaşamak da bir risk. İşte bu yüzden tazminat içermeyen bu ürün de sigorta diye adlandırılabiliyor. Yine teknik açıdan bakıldığında vefat anında sadece birikimi iade etmek de risk ancak prim üzerinde çok küçük bir etkisi var.

Ve bu ürün yeni bir şey de değil, 1961 yılında yayınlanmış bir tarifeye dayanıyor. Yani birileri, kırk yıldır kimsenin ilgilenmediği bir ürünün aslında günün ihtiyaçlarına çok uyduğunu düşünüp tozlu ambardan çıkartmış, sektör için agresif sayılabilecek bir satış vaadiyle parlatıp satıyor. Bunu zorlayan biraz da sigortada sertleşen rekabet çünkü Axa, Allianz gibi yabancılar pazara ağırlıklarını koyma niyetindeler.

Bu ürün, herkesin dilinden düşmeyen şu meşhur Bireysel Emeklilik ile benzer bir şey mi derseniz cevap hayır. Yeni yasayla düzenlenen bireysel emeklilik ciddi vergi avantajları getiriyor ve gelecek yıldan itibaren çok geniş katılım bekleniyor ama onda da yaş kısıtları var.

Tanıtımı Metin Şentürk ile yapmak iyi bir fikir çünkü görme özürlüler kaza riski nedeniyle sigortacıların görmeye bile tahammül edemedikleri bir grup. Dolayısıyla yeni sigortanın herkesi kapsadığı mesajını iletiyor. Lafa ben böyle şey görmedim diye giren Metin Şentürk hem dikkat çekiyor, hem de kendisiyle dalga geçebilen yapısıyla sağlam karakterini bir kez daha ortaya koyup markaya da güç ve itibar katıyor. Tüm reklam da ilginç sahneleriyle, sıcaklığı ve samimiyetiyle bir sigorta reklamı nasıl gitmesi gerekiyorsa öyle gidiyor.

Bu reklamı değerlendirirken, Anadolu Hayat'ın son yıllardaki başarılı işleri gözümün önünden geçti. Demet Akbağ serisi, ilk emeklilerle yapılan testimonial'lar, Hacıvat-Karagöz, ana karnındaki ikizler, kulelere geçerken çekilmiş mahalleden taşınma filmi. Hepsinde doğru bir strateji ve yaratıcı fikir var. Uygulama da bir standardın üzerinde. Ajanslar da övgüyü hak ediyor ama bu tür istikrarlı başarı çizgisi bizim dikkatimizi hemen müşteriye yönlendirir. Biliriz ki sansanyonel kampanyalarda ajansın payı çoktur ama uzun vadeli marka başarılarında üst yönetiminden Marka Yöneticisine, işi bilen reklamverenin de büyük payı vardır.

Ve bu yazımda bir ilki gerçekleştirerek, her tür ürüne ve rekabet stratejisine en uygun çözümleri üreten ve yıllardır Anadolu Hayat'ın iletişimini yöneten Erden Çelik'i isim vererek tebrik edeceğim.

Advertising Age dergisinin Marketing Superstars başlıklı bir eki vardır. O ekte bir önceki yıl tüm dünyada en başarılı projelere imza atmış pazarlamacılar onurlandırılır. Bizde ise başarılı iletişim kampanyaları genellikle reklamcıya mal edilir. Dergimizin yılın altın adamları yarışmasında marketing başlığı altındaki adaylar reklam veya PR profesyonelleridir.

Ben köşemde fırsat buldukça müşteri tarafındaki başarılı kişilerden bahsedeceğim. Bu ülkede iyi reklamcılar var. Ama masanın öbür tarafında iyi pazarlamacılar veya Erden Çelik gibi, aslında iki tarafı da çok iyi bilen iletişim uzmanları da var.