TR | EN
Bir Pazarlama Mucizesi Olarak OTOMOBİL 01.12.2011

 

Bence otomobil, dünyaya verdiği zarar açısından gelmiş geçmiş en başarılı pazarlama projesidir. Belki birinciliği sigaraya verebilirdik ama günümüzde sigaranın zararı anlaşılmış ve iletişimi engellenmiştir. Otomobil ise dünyanın her yerinde hararetle teşvik edilmektedir. Çin, Hindistan gibi ülkelerin potansiyel otomobil talebi düşünülerek sarf edilen “henüz sektör en iyi günlerini görmedi” yorumu tüm pazarlamacıları düşündürmeli.

 

Otomobilin zararı sadece karbon emisyonu değil, yaşam alanlarımızda yaptığı tahribattır. Artık hayatımızın vazgeçilmezlerinden olduğu için pek sorgulamıyoruz, görmezden geliyoruz ama biraz geniş perspektiften bakıp arada sırada tartışmakta fayda var.

 

Öncelikle işe ihtiyaç ve ürün tasarımı açısından bakalım. Bir tasarımcı olduğunuzu farz edin ve şimdiye kadar üretilmiş otomobilleri yok sayıp ön yargısızca söylemeye çalışın; Yetmiş kiloluk bir kütleyi bir yerden bir yere taşımak için 1200 kiloluk bir alet tasarlar mısınız?  Bence Daimler gibi düşünür ve resimdeki gibi küçük bir şey yaparsınız. Daha kalabalık veya uzun mesafeli seyahat ihtiyaçları için de otobüs.   

 

Ancak geçen yüz yıl içinde bir buçuk tonluk sedanlar dünya standardı oldu çünkü temel ihtiyacın ötesinde otomobil öncelikle bir keyif ve prestij unsuru olarak pazarlandı. Pazarlamacı ve iletişimcilerin düzenli çalışmaları sonrasında ev kadar, hatta bazen daha da önemli bir arzu nesnesi, insanların yaşam tarzlarının sembolü haline geldiler. Bugün artık kimse bu aletin boyutlarını, yılda birkaç kez kullanacağımız bagajı neden sürekli taşıdığımızı filan sorgulamıyor. Geri dönüş de zor çünkü artık herkes sedan aldığı için; yollar, hız ve emniyet standartları, alışkanlıklar ve giderek gezegendeki tüm yaşam ona göre tasarlandı. Bu işin öncüleri dünyadaki milyarlarca insanın otomobil alma planı yapacağını hayal etmiş miydi bilmiyorum. Ama oldu.

 

Günümüzde evler, iş yerleri giderek birbirinden uzaklaşıyor. Otoparklar büyük alanlar kaplıyor. Eğer eski şehirlerin dokusunu bozmak istemezseniz trafik kilitleniyor. Bozarsanız da ortada kent diye bir şey kalmıyor.  Gerçek otomobil cenneti şehirler yaratmak için ya elinizde ABD gibi büyük alanlar, ya da Almanya gibi savaşta yıkılmış bir ülke olacak. Arazisi kısıtlı eski şehirlerde yerel yöneticiler ortalığı tarumar ederek gelen otomobilin gücüne karşı koyamıyor. Kavşaklar, geçitler, yollar, otoparklar, birbirinden izole siteler ve alışveriş merkezleri inşa ediliyor. Otomobile yer açmak için yaşam alanlarımızdan çalıyoruz. Sosyallik, komşuluk, mahalle kültürü bitiyor. Bu dev aletin bir kişiyi taşımak için harcadığı demir, plastik ve petrol ile saldığı emisyona hiç girmiyorum.

 

Dünya doğurganlık oranı elli yılda yarıdan fazla azaldı. Yani insanlar doğurmuyor ve nüfus giderek gerilemeye başlayacak. İddialı olacak ama bence insanlığın doğurganlık düşüşünde otomobilin de etkisi var. Eskiden çocuklar bahçede, sokakta büyürdü. Araba hakim dünyada çocuk büyütmek de riskli ve zor bir iş haline geldi. Güvenlik dünyada artan bir sorun ise otomobilin yarattığı kelebek etkisi incelemeye değer.

Peki neden insanlık alternatifler geliştirmiyor? Öncelikle otomotiv endüstrisi dünya ekonomisinin ana taşıyıcı direğidir. Herhangi bir ülkede otomotiv sektörünün gerilemesi ekonomik kriz demektir. Hiçbir hükümet böylesine devasa bir ticari faaliyeti engelleyip ekonomisini daraltmak istemez. Ayrıca yol, kavşak vb. icraatler de en görünen ve en çok oy getiren yatırımlardır.

 

Satılan her araç, dev bir otomobil, yedek parça, servis, petrol, petrol istasyonları ve motor sporları gibi dolaylı endüstrilere gelir sağlıyor. Milyonlarca insan ekmek yiyor. Demir çelik ve petrol endüstrileri ise malı götürüyor. Otomobilin alternatifi olacak endüstrilerde ise böyle anlamlı bir gelir beklentisi yok. Daha yenilikçi, daha konforlu, daha etkin toplu veya bireysel taşım fikirleri geliştirmek, şimdiye kadar düşünülmemişi düşünmek kimse için motive edici değil. Daha havalı, “cool”, eğlenceli bir toplu taşım modeli için şimdiye kadar ne anlamlı bir tasarım saati, ne de GRP harcandı. Otomobilin alternatifi, genelde yerin altında geçen sıkıcı bir yolculuk.  

 

İşte ortada böyle dengesiz bir durum var. Dünyanın her yerinde milyonlarca yaratıcı beyin bir otomobil daha satmak için çaba gösteriyor; Ürün geliştiriyor, tasarım yapıyor, reklam fikirleri üretiyor, sponsorluklar, kampanyalar yapıyor, kanunlar çıkarıyor, benzin istasyonları açıyor, kavşaklar, otoparklar, siteler üretiyor. Bu gücün karşısında durmak çok zor. Hibrid, elektrikli/mini araçlar filan da hikaye. Dostlar alışverişte görsün tadında PR şimdilik.  

 

Dünyanın en etkin metrolarından birine sahip Moskova’da insanlar trafiğe arabayla çıkıp 3-4 saat beklemeyi göze alabiliyorsa arkasındaki motivasyonu inkar etmek mümkün değil. Bükreş, Kahire, Tahran ve Pekin’de aynı. Dünyanın gelişen ülkelerinde otomobil hayali kuran insanlara diyebileceğimiz hiçbir şey yok çünkü o hayali yıllardır hep birlikte yaratıyoruz. Ve ayrıca hepimizin bir arabası var.

Bu yazıda köşemin başlığına uygun olarak araya girip dürtmek istedim sadece. Henüz bir önerim yok.

 

 

Ben de tivit atmaya başladım, beklerim: https://twitter.com/guvenborca