TR | EN
Arman Hoca 15.05.2011

 

Arman Kırım bizim ortamlarda fazla görünmezdi. Konferanslarda karşılaştığımı hatırlamıyorum. Reklam-pazarlama yayınlarında da pek yer almazdı. Derginin sitesinde aratınca yılda bir haber bile  çıkmıyor. Halbuki bana sorarsanız pazarlama odaklı bir düşünürdü. Bu mesafenin nedeni reklam karşıtı söylemleri olabilir. Hoca öncelikle ve mutlaka farklılaşmak gerektiğini söylerdi. Buna hiçbir pazarlamacının itirazı olmaz. Ancak öte yandan, üründe anlamlı bir farkınız yoksa, örneğin sadece duygusal bir yakınlık kurmak için reklam yapmaya karşıydı. Bu tez, tabii ki dünyadaki tüm reklam faaliyetlerini ve koskoca bir sektörü kapsamıyor. Yüz yıldır formülü değişmeyen Coca Cola’nın hayatın vazgeçilmezi olduğunu sürekli hatırlatmak ve duygulara oynamak zorunda olduğunu, birbirine benzeyen otomobillerin, içeceklerin ve bir çok markanın duygusal alanda farklılaştığını hepimiz biliyoruz. Ancak bu gerçek, Coca Cola’yı yenilikler yapmaktan da alıkoymuyor.

 

Yani herkes haklı ve bizler hayatın böyle basit sınıflandırmalarla açıklanamayacağını anlayacak kadar büyüdük. Öte yandan, bu basitleştirmeleri yapmadan iddialı/küresel tezler geliştirilemeyeceğini de biliyoruz. Tüm gurular kendi tezlerini güçlendirmek adına bu tür yüksek egolu sivri ifadeler sarf eder ve tek yanlı örnekler verirler. Konumlandırma teorisi çok önemlidir ama Al Ries ve Jack Trout’un söyledikleri tüm marka vakalarını kapsamaz. Kapsayamaz. Örneklerini de kendi tezlerini destekleyen vakalardan seçerler. Karl Marks düşünceleriyle dünyayı değiştirse de Marksizm bizim gibi ülkelere pek uymamıştır. Büyük laflar eden guruları böyle değerlendirmek gerekir. Devasa genellemeler yaptığınızda istisnalar daha çok göze çarpar ama bunlar tezin sağlam olmadığı anlamına gelmez.

O açıdan bakıldığında Arman Kırım ilk Türk yönetim gurusu olmayı hak ediyordu. Tezleri ülke gerçeklerine büyük ölçüde uyuyordu (ki kitapları bu kadar çok sattı). Ülke iş adamını, özellikle hazır giyimcileri iyi tanıyor ve çoğunun dünya markası olamayacağını görüyordu. O yüzden bir ara aşama olarak nitelikli fasonculuk modelini kurgulamıştı. Günün gerçeği de o yönde ilerliyor. Açıkçası ben biraz daha hayalciyim. Aradan birilerinin hızla sıyrılıp dünya markası olma ihtimaline inanıyorum.  Maalesef aramızdan erken ayrıldı ve bunları yeterince tartışamadık.

 

Gerçekten çok üzgünüm. Kendisini sever ve takdir ederim. Arkasından iyi konuşmaya çalışıyor  değilim. Geçen sene imzalayıp gönderdiğim son kitabımın ilk sayfasına ne yazdığımı ben bilirim. Bu tür aradan sıyrılmış, fark yaratmış, eser üretmiş insanlarımıza özel davranmak, desteklemek ve detaya takılmamak gerektiğini düşünüyorum. Bu tür marka şahsiyetler kolay yetişmiyor ve biz bu insanların her yaptığını olumsuz gözle değerlendirirsek bu topraklardan ne bir dünya markası, ne de bir dünya gurusu çıkar. Bakın Amerikalılara; Herkes birbirinin önünden, arkasından ne güzel laflar ediyor.

Tabii ki bu hiç tartışmayacağız anlamına gelmiyor. Kendisiyle birkaç temasımız oldu. Nitelikli fasonculuk tezini formüle ettiği “Türkiye Nasıl Zenginleşir” kitabı tesadüf eseri olarak benim kitaplığımda “Başkalarına Çalışarak Zengin Olunmaz” başlıklı bir kitabın yakınında duruyordu. Bir konferansta ikisini yan yana gösterip takılmıştım. Kulağına gitti mi bilmiyorum ama ardındaki espriyi anladığını tahmin ediyorum. Bir kez kitabıyla ilgili eleştiri yazısı yazmış, bir kez de bir müşterimin ofisinde karşılaşıp laflamıştık. Başka temasımız olmadı ve bu da garip geliyor şimdi bana. 

 

Arman Kırım Türk iş dünyasının olgunlaşma dönemine önemli katkılarda bulunmuştur. Önce eğitim alanında değerli çalışmaları olmuş, sonra bir çok global guru gibi memleketin o dönem ihtiyacı olduğunu düşündüğü, ya da bir dalgaya dönüşeceğini öngördüğü akımların bayraktarı olmuştur. Bunlar arasından kendisini daha çok inovasyon ve farklılaşma ile hatırlayacağız. Türk şirketlerinde bu anlamda yarattığı düşünsel devrimi ise zaten yaşayıp duruyoruz. Meyvelerini de gelecek yıllarda toplayacağız.

 

Bir de Türk mutfağına yaptığı katkı ile anılacaktır Arman Kırım. Mutfağımız şu sıralar atakta. İçinde yaşadığımız için farkında değiliz ama arayışlar sürüyor ve her gittiğimiz yerde sürekli yeni tatlar karşımıza çıkıyor. Bu devrimin baş mimarı olarak tarihteki yerini aldı bile.

Kanser olduğunu iki ay önce bir müşterisinden öğrendim. O gün bana, yakın zaman önce kendileri için iki günlük workshop yaptığını ve çok formda olduğunu söyledi. Enerjisine ve iş aşkına hayran olmamak elde değil. Yaptıkları bu yolda ilerlemek isteyen gençlere örnek olmalıdır. Nur içinde yatsın.