Fırat İnce
5 Aralık 2016 Pazartesi
5 Temel Sektörü Nasıl Bir 2017 Bekliyor?..

Farkında mısınız; Türkiye gittikçe öngörülemeyen bir ülke haline geliyor. Tartıştığımız konular: dolar daha ne kadar artacak? Suriye’deki savaşta ne kadar ileri gideceğiz? Başkanlık sistemi gelecek mi? AB müzakereleri donduracak mı? Shangay beşlisine girip NATO’dan çıkacak mıyız? Bunların her biri ülkemizin kaderini doğrudan etkileyecek kadar ağır gündem maddeleriyken biz hepsine birden maruz kalıyoruz.

 

Bugünlerde markalar 2017 yılının pazarlama planlarını netleştirmeye çalışıyor. Çalışıyor diyorum çünkü yukarıda saydığım belirsizlikler bir yerden sonra ellerini kollarını bağlıyor olmalı. Standart planların haricinde mutlaka birden fazla kriz senaryosu hazırlandığını tahmin etmek güç değil. Gelin biraz tahminde bulunalım. Bazı temel sektörleri 2017’de neler bekliyor?..

 

Gayrimenkul sektörü: Ülke ekonomisinin lokomotif sektörü, adeta can damarı. Özellikle hükümetin bu sektörde yaşanacak bir durgunluğa asla tahammülü yok. O yüzden destek tam. Ancak dolar artıyor ve Cumhurbaşkanının tüm ısrarına rağmen faizler düşmüyor. Bu da tüketicinin kredi kullanıp borçlanmasını zorlaştırıyor. Ancak ülkemizde gayrimenkul hala en güvenli yatırım aracı olarak görülüyor. Kentsel dönüşümün de itici etkisiyle gayrimenkul sektöründe keskin bir düşüş olmayacaktır. Hatta tüketiciye güven veren, kurumsal firmaların markalı konut projelerine olan talep artabilir.

 

Otomotiv sektörü: Yeni yıla yeni ÖTV zamlarıyla gireceğiz anlaşılan. Sanki otomotivdeki ÖTV oranları çok azmış gibi! Bugünlerde galerilerdeki yoğunluğu yılbaşı öncesi yeni zamlardan etkilenmek istemeyenlere bağlamak mümkün. Yılbaşından itibaren özellikle bazı ithal araçlardaki ÖTV artışı orta sınıfın alım gücünü etkileyecektir. Ancak gayrimenkuldekine benzer bir durum burada da var; bizim milletin “araba sevdası” bir başka. İstanbul trafiğine her yıl 300 bin araç ekleniyor. Bu sektörde yerli üretim, basic otomobillere talep artabilir. Dacia’nın yaptığı çıkış ve Fiat Egea örneğinde olduğu gibi.

 

Perakende sektörü: Hiç iyi sinyaller vermiyor. Özellikle İstanbul’da AVM’ler ana caddelerdeki perakende alanlarına olan ilgiyi bıçak gibi kesti. İstanbul’da İstiklal Caddesi ve Bağdat Caddesinin durumu gerçekten vahim. İşin ilginci AVM’lerin performansında da bir düşüş söz konusu gibi görünüyor. Bazı AVM’lerde aylardır kiralanamayan mağazalar var. Özellikle premium AVM’ler ve perakende markaları için zor bir yıl olacak 2017.  

 

Tekstil sektörü: Üretim olarak dünya pazarının yaklaşık 3’te ikisi Çin’in elinde. Yerli üreticilerimiz de maalesef belli bir kalite düzeyinin üstüne çıkamıyor. AB ülkeleri ile ilişkimiz durursa bu sektör için de tehlike çanları çalabilir. Bu sektörde en umut veren şey markalaşma çabasındaki hazır giyim markaları. Mavi ve Koton oldukça başarılı. Ev tekstilinin de yıldızı parlıyor. Rekabetin artması kaliteyi düşürse de çeşitliliği artırıyor.

 

Gıda sektörü: En şanslı sektörlerden birisi. Yemeyi ezelden beri seviyoruz. Ancak tüketicilerin beklentileri gıda konusunda yükselmeye başladı. A101’de mozzarella satılıyor mesela. Gıda teknolojileri konusunda çok ilerideyiz. Ülker, dünyanın en büyük bisküvi, çikolata üreticilerinden biri haline geldi. Ancak özellikle büyük şehirlerde gıda konusundaki bilinçlenme her geçen gün artıyor. Neredeyse herkes birkaç beslenme uzmanının adını ezbere biliyor. Canan Karatay etkisi diye bir şey var. 2017’de de bu trendin artarak devam edeceğini öngörebiliriz. 

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

Yorum Bulunamadı...
İlk yorum yapan siz olun.